<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/plusone.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID\x3d19222129\x26blogName\x3dZeynep\x27in+G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC\x26publishMode\x3dPUBLISH_MODE_BLOGSPOT\x26navbarType\x3dBLACK\x26layoutType\x3dCLASSIC\x26searchRoot\x3dhttp://zeynogun.blogspot.com/search\x26blogLocale\x3dtr_TR\x26v\x3d2\x26homepageUrl\x3dhttp://zeynogun.blogspot.com/\x26vt\x3d4594323569834899948', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>

Zeynepce.Com Zeynep'in Günlüğü

Paylaşacak dostlarınız yoksa, iyi şeylere sahip olmanın zevki yoktur.

Salı, Ağustos 22, 2006

100. yazım......

Bloga başlarken, ne kadar süreceğini bilmiyordum, blog yazmanın, blog arkadaşlarını takip etmenin, bir tutkuya dönüşeceğini tahmin etmemiştim. ...

Madem ki, bu 100.yazım olacak, birilerine ithaf etmek istedim. Ve bu yazımı "çalışan anneler" için yazmaya karar verdim....

Kadınların, iş hayatındaki yerlerini almaları, aldılar diyelim, sürdürmeleri,belli mevkilere gelebilmeleri, kabul edin ki, erkeklere kıyasla çok daha zor! Ama bir de çocuk varsa, zorluk derecesi ne kadar artıyor, yazımın sonunda hep birlikte görelim.. Şunu demek istiyorum:
"Çocuk da yaparım, kariyer de" sözleri, bir reklamın melodisini oluşturmaktan daha fazlası değil, inanın. Blogumu okuyan bayanların bazıları, çalışan anne konumunda, onlar zaten ne demek istediğimi daha yazının başından çok iyi anladılar, bunu yaşıyorlar çünkü. Ama yine de bu konuyu yazıya dökmek istiyorum, birçok başlık geliyor aklıma.Her başlığa uygun, uzuun yazılar...Yine de kısa kesmeye çalışacağım, söz..

Hamileliğin son aylarından başlayalım. Karın burunda, zorunlu hareketler bile iki kat enerji tüketirken, işyerinden son ana kadar izin alınmaya kalkışılmaz. Daha bebek doğmadan alınabilecek doğum izni, bebek doğduktan sonraya saklanır. Kısacıktır çünkü! Bebekle daha çok vakit geçirilmeli, halk deyimiyle ele avuca sığacak hale gelmeli, anne sütünü hiç değilse ilk aylarda düzenli alabilmeli, bakıcı ayarlanabilmeli...gibi birçok sebepten, doğum iznini, harcamamak adına o ağrılar,sızılar, duygusal gelgitler çekilir işyerinde......

Bebek doğdu, herşey yolunda diyelim. Yasal olarak en çok 16 haftalık bir ücetli izin hakkına sahip olunmuştur.Bu süreye üctersiz 6 ay eklemek mümkündür.Tabi sadece kanunlar böyle söylemiştir. Uygulamada, özellikle özel sektörde bu çoğunlukla imkansız gibidir. İşveren, bu izini burnunuzdan getirebilir.... İzin sonrası haklara gelince, kolaysa iste dedirtecek haldedir.

Herşey yine yolunda diyelim, 16. haftanın sonu gelmeden bir bakıcı, kreş vs. ayarlamak zorunda kalınır. Ki bu bakıcı kavramı Türkiye de
1..Anneanne-Babaanne, yakın ebeveynler,
2..Kendi çocuklarını büyütmüş, bu yüzden tecrübeli! sayılabilecek kadınlar,
3..Gerekli donanıma sahip olmayan kreşler,
4..Sonuç itibariyle çoğunlukla bebek-çocuk bakımıyla ilgili eğitim almamış kişi ya da kurumlar dır.Acil durum sözkonusu olduğunda, ilkyardım konusu bile gözardı edilmiştir....
5..Gerekeli donanıma, eğitime sahip ama kadının alacağı ücretin çook fazalasını talep eden kurumlar( ülkem ücret ortalamasında çok zor seçenektir)
Çalışan anneyi burada önemli bir karar beklemektedir. Büyürken çocuğun yanında olmak mı? Kariyer yapmak mı?Birçoğu ilk seçeneği seçer, yukarıdaki seçenekler buna zorlamaktadır...

Diyelim ki, bakıcı işi de tamam, herşey yine yolunda. Süt iznini işverenden hakkı gibi istemek, rahat ve huzurlu bir şekilde işten erken ayrılmak, her annenin şansı değildir.

Ve en önemlisi, çocuk hastayken yanında olamamak, o arkanızdan ağlarken işe gidebilmek, gidilebilse bile, bütün gün kendini işe adapte edebilmek hiç kolay değildir, hiç...

Yazıya dökülebilecek çok şey var elbette bu konuda. Ben şöyle noktalamak istiyorum.İclal Aydın'ın Hayat güzeldir adlı kitabından aldığım bir yazıyla...

ÇALIŞAN ANNELER

Boynunda ipli anahtarları olur, çalışan annenin çocuğunun.Ve ona kimse kapıyı açmaz. Zil çalma lüksü yoktur bu çocuğun.Eğer evde kadın ya da anneannesi yoksa. O, kapıları hep kendi açmak zorundadır. Dolaptaki yemeği kendi ısıtabilmeli, hep dikkatli olmalı, "kim o?" diye sormadan kapıyı açmamalı, arkadaşlarını her gün eve davet etmemeli, top oynarken kolunu asla kırmamalıdır. O erken büyümek zorundadır. Evet, ne yazık ki, ya da iyi ki çalışan annelerin çocukları erken büyürler. Bir evi çekip çevirmeyi iyi bilirler. Yalnızlığı, kendine bakmayı öğrenmişlerdir. Kardeşlerine ablalık yapan küçük kadınlar ya da kendi hayatını kurgulayabilen küçük adamlardır artık onlar. Hatta bazı erkek çocukları 9 yaşında bulaşığa yardım ederek annelerinin el emeği ile hazırladığı üstün hizmet madalyasını hak ederler. O yüzden yorsa da yıkamaz hayat onları. Çalışan annelerin erken büyüyen çocuklarını.

Merak edenlere: Evet, çalışan anneye sahip bir çocuktum, evet çocuklarım küçükken,aralıklı dönemler de olsa çalışıyordum, sırf arkamdan ağladılar diye, tüm iş saatlerinde gözümün önünden gitmedikleri günler yaşadım...

<$24orum:

    <$B22 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger aydaylemiş…

    <$BSevgili Zeynep
    Yazdıklarına katılıyorum.Hem çalışıp hem anne olmak beceriyi ikiye katlama başarısını göstermektir,tabii fiziksel ve ruhsal enerjinin izin verdiği ölçüde.Birde şanslı olanlar var hayatta aslında.Pek zorluk çekmeyen,işleri yolunda giden,bunun yanında epey zorluk çekenlerde.Ben mesleğim nedeniyle pek zorluk yaşamadım(9-10 yaşlarında iki kızım var)bakıcı sıkıntısı da çekmedim,halihazırda artık başka sorunlarla boğuşuyoruz. Şanslı bir insandım vesselam.Fakat şuna eminim ki meslek sahibi bir kadın asla işini bırakmamalı,çocuklar büyüyor çünkü ve biz işimizle başbaşa kalıyoruz.Ayrıca çalışan annelerin çocukları,kapılarını kendileri açarak,yemeklerini kendileri ısıtarak ve küçük yaşlarda sorumluluk kazanarak hayata akranlarından önce adapte oluyorlar.PEki ihmal ediliyorlar mı?HAyır.Çünkü onlarla olduğumuz zamanın ne kadar kıymetli olduğunun ve önem verilmesi gerektiğinin bilincindeyiz.
    Hepimize çocuklarımızla birlikte sağlıklı ve mutlu günler dilerim> <$B 

    <$B22 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger e-pes yaniylemiş…

    <$BÇoğu kez kadınların erkeklerden daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Ne güzel anlatmışsın, yaşadığın belli, yaşattığın da.
    Ama çalışan annelerin çocukları herhalde daha çabuk yol alıyorlar. Bardağın dolu kısmını görürsek eğer, daha kolay olur gibi.

    Bu arada, Çalışan annelerle birlikte diğer kadın sorunlarının ortaya getirilmesine karşıyım ben.
    Her zaman -bir alt seviyedeki kadına bak, şükret- mantığıyla hareket ettiğimizi kabul edelim. Çalışan annelerin sorunları tam olarak anlaşılmıyor. Sebebi de ekonomik özgürlüğün yeterli sayılması. Oysa o ekonomik özgürlüğü elde ederken yaşananlar ?

    Kendini bu kadar iyi ifade ettiğin için teşekkürler. Keşke herkes derdini senin kadar iyi anlatabilse.

    Mutlu Kal.> <$B 

    <$B22 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger b a v e rylemiş…

    <$Bne güzel artık yazılar yazıyorsun ve inan kendi tarzını da tutturmuşsun...10 yazı arasından senin yazın olduğunu anlayabilirim...emin ol buna..
    tüm çalışan bayanların okumasında fayda var..
    özellikle tercih yapmak zorunda kaldıklarında 'çocuğum' diyen anneler (çalışanlar alınmasın ama) daha duygusal geliyorlar bana ???> <$B 

    <$B22 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger zeynoylemiş…

    <$B***Sevgili Ayda, öyle güzel yazmışsın ki, katılmamak elde değil. En çok katıldığım yorumun ise, kadın asla işini bırakmamalı...Kızlarını öpüyorum...

    ***e-pes yani,kesinlikle, o ekonomik özgürlük elde edilene kadar, yaşananlar hiç hesaba katılmıyor. Ama şunu söylemeliyim, en fazla anlayışsızlık yine hemcinslerimizden geliyor biliyor musun? Ne kötü...

    Yazdıklarımı okuduğunuz, hatta yorumlarınızla katıldığınız için asıl ben teşekkür ederim.....> <$B 

    <$B22 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger Aa! Deli mi ne?ylemiş…

    <$BMerhaba Zeynooooom,uzun bir aradan soona geldim,Öölesine 2-3 bloger yokluğumda ne yapmış diye aylak aylak gezinip sıkılıp kapatıyorum işte.Yanii açıkcası ne yazasım var bloguma nede yorumlara.Ama baktım ki tam ciğerden bir konuyla kutlamış Zeynom 100.yazısınıı hem tebrik edeyimm hem de içimi dökeyimm dedim.
    Çalışan bir annenin çocuğu değilim herşeyden önce.ama çalışan bir annenin çocuğu olmayı çok isterdim.Evhanımı anneler zaten çocuğuyla hepp beraber olmanın rahatlığıyla Onlara ayrılacak vaktin nasıl bir önemi olduğunun
    farkına varamıyorlar.Elbette bu konuda birçok istisna evhanımı anne vardır,ben genelleme yapıyorum,sözüm onlara değil.

    Çalışan bir anne olmaktan çok memnunum.Tabii ki bunu öğretmen olmam rahatlığıyla yazıyor olsam da kendimi çalışmıyor olarak düşünemiyorum bile...

    Çalışan anne,herşeyi planlı proğramlı yapmayı pratik bir hâle getirerek,eşine ve çocuklarına daha kaliteli zaman yaratırlar,zamanı iyi proğramlayarak adeta benim gibi BİYONİK olurlar.Tabii bu konuda da istisna çalışan anneler vardır elbette.İşlerinin zorluğundan ve çalışma mecburiyetlerinden bırak eş-çocuğa ayrılacak kaliteli zamanı,kendilerine bile ayıracak vakti olmayan yada vakit ayırmaya çalışmayanlar.

    Çalışan annenin çocuklarının da hayatta kendi başlarına daha güçlü durduklarına,sorumluluklarına ve değişikliklere daha iyi adapte olduklarına ve erken olgunlaştıklarına inanıyorum.
    En azından benim fıstıklarım böyle...

    Ohh beee,özlemişim yazmayı daa,seni de be Zeynommmm:)))> <$B 

    <$B22 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger Aynylemiş…

    <$B100 ncü yazini zevkle okudum Zeyno Anne hakikaten zor yasam tarzi, calisan kadinlar icin.Bunun ne oldugunu ikinci cocugumda kismen yasadim.Cünkü sartlar Annelik görevlerini bana vermisti.Anahtar cocuklari degimi en cok burada gecerli.
    Burada hem Anne hem de baba calisiyor.
    Tabii sosyal yönden bazi imkanlar Türkiye ye nazaran cok daha mükemmel.Fakat yapilan arastirmalar neticesin de yuvalarin faydalari ve zararlari arasinda büyük bir arastirma sonucun da büyük celiskiler ortaya cikti.Neticede dönüsüklü olarak Anne ve Babalarin 1 er sene Izin hakki verilmesine karar verdiler.Tabii bu finans Devlet tarafindan karsilaniyor.Bir konumda Anahtar cocuklari imacini kirmak icin .Bundan sonraki devrede cocuk yuvalarinin sosyal yasama adapte olmalari icin cocuk yuvalarini daha bir akraktiv duruma getirmeye calisiliyor.En önemli konuda bu günlerde yazmayi düsümdügüm.Akademik kariyer yapan kadinlarin birden fazla cocuk sahibi olma durumu ki burada da en problemli bir konu.Tahmin ediyorumki bu konu Aile den sorumlu Bakanlikca ileriye dönük ailede sosyal düzenin bozulmadan her katagoride cocuk nasil yetistirebilinir konusu olmasi lazimdir.Tabii bu calismalar diger ülkelari baz almaksizin.
    tebrik ederim bu konuyu actigin icin.
    Saygilarla.> <$B 

    <$B22 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger annelogylemiş…

    <$BÖncelikle nice 100.yazılara diyeyim Zeyno:))

    Ben hem çalışan anne çocuğuyum, hem de çalışan bir anneyim. Yazını içim yanarak okudum. Çalışılsın veya çalışılmasın, anne ve çocuk arasındaki ilişkinin kalitesi önemli bence.
    Öte yandan; ilgili yasaların erkekler tarafından konulduğu düşünülecek olursa düzenlemelerdeki haksızlığın veya anlayışsızlığın en büyük sebeplerinden birini bulmuş oluruz. Anneye veya kadına değil, insana verilen önemle ilgili bu. Sonuçta toplumu oluşturan bireylerse, yetişmeleri için uygun ortamı sağlamak devletlerin asli görevlerinden olmalı. Toplamda 4 ay (5-6 yıl önce 3 aydı, annem söyler benim doğumumda 40 günmüş. 40 gün!!!) hamileliğin son zamanlarını da içerisinde geçirmek zorunda olduğumuz, bedenimizi sürüklediğimiz, bebeğimizin bizimle birlikte yorulduğunu hissettiğimiz, doğum sonrası yeni hayatımıza alışmamız için lütfedilmiş zaman bu. Görüştüğüm yabancılara sorduğum ilk şeylerden biri doğum izninin kaç ay olduğu. Hiç birinden bizdeki kadar insafsız bir süre duymadım.
    Diğer yürek yakıcı konuları yazmışsın zaten Zeyno. Tekrarlamayayım.
    Sevgiler.> <$B 

    <$B22 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger Banu & Parisylemiş…

    <$Byazini okuyunca icim burkuldu Zeynep ablacim, bilmiyorum ki ne desem.. bende bebegim olunca izinden sonra calismak zorunda kalacagim ama tabi calismamak gibi bir alternatifimde var... ama annemin bir lafi vardir, cocuklar kus gibidirler, ucar giderler bir gun yalniz kalirsin, o yuzden guclu olup zorluklara dayanmak, gelecegini korumak, calisip yukselmek zorundasin... yol ayrimina gelince daha ayrintili dusunecegim ama calisan annelerin isi gercekten zor...

    cok opuyorum,
    Banu> <$B 

    <$B22 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger zeynoylemiş…

    <$B***Baver, şunu söylemeliyim. Bence kadın çocuğunu her halükarda seviyor, çalışınca sevgisi azalmıyor ki. Bırakmamalı işini. Eğer benim annem bizler için, yani çocukları için işini bıraksaydı ben üzülürdüm. Öte yandan ben, çalışmayı bıraktım, bu yüzden üzülüyor muyum, evet.
    Çünkü çalışma hayatına girmiş bir kadın,bir sebeple çıkınca, çalışmayan kadın konumuna alışamıyor, zor geliyor.Adapte olamıyor....

    ***Biyonikkediiim, hoşgeldin:)) Ben de çok özledimmm.Tebrik için de teşekkürler...

    Çalışan annenin çocukları konusunda, kesinlikle haklısın, hayatı daha erken tanıyıp, ayakları daha sağlam basıyor onların. Daha güçlü, problem çözme yeteneğine daha sahip olabiliyorlar.> <$B 

    <$B22 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger vintage biscuitylemiş…

    <$Bzeynep cim 100. yaziini kutluyorum canimmm

    henuz evli degilim ama dusuncem su ki : cocugum oldugu vakit calismayi hic dusunmuyorum . gerci islerimi internet yoluyla yapabiliyorum . belki bu yolla calisirim ama bi yere bagli kalmayi dusunmuyorum> <$B 

    <$B22 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger zeynoylemiş…

    <$B***Erdil Bey,teşekkür ederim:) Çalışan annenin durumu, birçok sebepten dolayı çok zor. Tabi babalar da bu durumdan payını alabiliyormuş .Devletin büyüyecek olan yeni nesli düşünmesi şart. Bu konuda uzun ve ciddi çalışmalar yapılmalı. Bakalım ilerleyen günlerde neler yapılabilecek, iyiye doğru neler değişecek??Çocuk toplumun geleceğidir ve bunu
    gözardı etmemeliler....

    ***Annelogcum, teşekkür ederim,inşallah..
    Senin yazılarından da bu konuda ne kadar dertli olduğunu biliyorum.İşteyken çocuklarını özlemek..Nasıl bir özlemdiro..
    Yalnız 40 günlük doğum iznini duyunca insan, şimdilere şükredesi geliyor...> <$B 

    <$B22 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger zeynoylemiş…

    <$B***Banucum,vakti geldiğinde en doğru kararı vereceksin..
    Annene ben de hak veriyorum habarin olsun:)

    ***Büsküütcüm,sana da Banu ile aynı şeyi söyleyeceğim. Vakti geldiğinde en doğru kararı vereceksin. İşlerini internetten yürütebilmen büyük şans olacak emin ol...> <$B 

    <$B22 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger Oya Kayacanylemiş…

    <$BZeyno'cuğum, kariyer yapmak ve ekmeğin peşinde olmak gibi ikili bir konu bu. Çok farklı güçlükler / kolaylıklar bekliyor çocukları bu iki anne / kadın tipine sahip oldukları zaman...> <$B 

    <$B22 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger KUGUUylemiş…

    <$BZEYNOcgm nice 100.yazilarina diliyorum. Insan blog dostlarina nasil alisiyor, hepsinin kendi tarziyla yazisini nasil ozluyor. Dun dondum ve hemen bloguna goz attim, oglusuunun gecmis dogumgunu kutlşu omru uzun ve mutlu olsun canim.> <$B 

    <$B23 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger gulfiylemiş…

    <$Bkesinlikle katılıyorum zeynocum...ben henüz sadece çalışan bir genç kadıınım.ama ileride evlendiğimde(öyle birşey olursa tabii) bi de çocuğum olursa (o da tabii soru işareti) ne yapacağım diye içime bir korku salınıyor..biizim şirkette de görüyorum anneleri, resmen çocuklarından ayrıldıklarında ölüp ölüp diriliyorlar..
    :(> <$B 

    <$B23 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger zeynoylemiş…

    <$B***Oyakayacan,kariyer yapmak ve geçim derdine düşmek, dediğin gibi farklı iki gurup var burada. Her iki gurubun da sorunları var mutlaka ama, birbirinden çok ayrı şeylerdir sanırım.Ama her iki gurup da anne olunca, ortak sıkıntılar mevcuttur diye düşünüyorum.

    ***Kuguucum, hoşgeldin, özledik haberin olsun:)
    Oğluş için de teşekkürler:)> <$B 

    <$B23 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger zeynoylemiş…

    <$B***Gulficim, tatil bitti mi,nasıl geçirdin, hemen gelicem sana da, özledim:)
    Zor şartlar, dilerim, bebişin olduğunda, sizler için biraz daha kolaylaşır iş hayatı...> <$B 

    <$B23 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger yazylemiş…

    <$BZeynocum bence bu konuda şartlar çok önemli. Örneğin bir anne esnek saatleri ve stresi az olan bir mesleğe sahipse sorun olmayabilir. Ama benim gibi geç saatde evde oluyorsa ve bazen işin verdiği stresi eve de yansıtıyorsa bence faydasından çok zararı olabilir. Birde maddi sıkıntılardan dolayı çalışmak zorunda olan kadınları ayrı tutarak, sırf kariyer için bebeğinin en güzel dönemlerinden mahrum kalmak ve çocuğun anneye en ihtiyaç duyduğu zamanlarında bakıcıya yada aile büyüklerine emanet etmek ne kadar doğru emin değilim.> <$B 

    <$B23 Ağustos, 2006rihinde , <$BAnonymous HASAN BÜLBÜLylemiş…

    <$BNice 100ncü yazılarına zeyno......sağlık ve mutluluklar dileğiyle hep böyle kal sevgilerimle........> <$B 

    <$B23 Ağustos, 2006rihinde , <$BAnonymous Huriye Bülbülylemiş…

    <$BDAHA NİCE 100NCÜ YAZILAR YAZMAN DİLEĞİYLE ZEYNEPCİM SENİ ÇOK ÖPÜYORUM.....SAĞLICAKLA KAL....> <$B 

    <$B23 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger zeynoylemiş…

    <$B***Yazcım,elbetteki şartlar çok önemli. Ama bu rahat ve esnek çalışma saatleri her meslek için geçerli değil malesef...> <$B 

    <$B23 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger zeynoylemiş…

    <$B***Hasan Bülbül
    ***Huriye Bülbül,
    Teşekkür ediyorum, bitanesiniz, sizi seviyorum...> <$B 

    <$B24 Ağustos, 2006rihinde , <$BAnonymous Adsızylemiş…

    <$BAh Zeynocuğum yaramı deştin resmen,

    Kızoşum 2.5 aylıkken başladım çalışmaya. 6 yaşına kadarda hep kendimi suçlu ve eksik hissettim. Şu anda bakıyorum son derece mutlu, huzurlu ve kendine yeten bir çocuk ama onu sürekli oradan oraya sürüklemek beni psikolojik olarak o kadar ezdi ki anlatamam. İş saati dışındaki zamanlarımı mutlaka kızımla birlikte geçirmeye çalışırdım, kuaföre, alışverişe, misafirliğe, markete, bakkala, çakkala hep onunla giderdim. Kesinlikle bir yere bırakmazdım, ne kadar çok vakit geçirirsek, o kadar iyi olur düşüncesi ile.

    Şu an ikinci çocuk konusunda kafamda büyük bir ? işareti var. Beden yorgunluğundan ziyade, sürekli kendimi eksik hissetme psikolojisine katlanmaya değer mi diye sorguluyorum.

    Çalışmak güzel, çocuk sahibi olmak daha da güzel ama kolay bir yolu bulunmalı bence. Mümkünse hemen bulunsun, bende yararlananlar arasına katılmak istiyorummmm.

    Neşeli> <$B 

    <$B24 Ağustos, 2006rihinde , <$BBlogger zeynoylemiş…

    <$BNeşelicim, çalışan annelerin ortak yarası değil mi?
    İkinci bebek düşünülüyorsa,soru işareti uzun süre kalmasın derim:) umarım birşeyler iyiye doğru gelişir de sen de yararlanırsın tabi:)> <$B 

    <$BYorum Gönder