<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=19222129&amp;blogName=Zeynep%27in+G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fzeynogun.blogspot.com%2Fsearch&amp;blogLocale=tr_TR&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fzeynogun.blogspot.com%2F" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>

Zeynepce.Com Zeynep'in Günlüğü

Paylaşacak dostlarınız yoksa, iyi şeylere sahip olmanın zevki yoktur.

Pazartesi, Nisan 24, 2006

Çok eğlendik, hala görüntülere bakıp kahkaha atıyoruz..

Baba-oğul akrobasi yaptılar, oğluş havalarda uçtu, arayıp da bulamadığı şey çünkü...



Pazar günü, hep birlikte oğluşun basket antremanına gittik, oradan da belediye 23 Nisan sebebiyle belediye çocuk şenliği hazırlamış,götürelim çocukları, kurtlarını döksünler,doyasıya eğlensinlerdedik. İyiki de gitmişiz, çocuklar çok eğlendi, hatta belki onlardan daha fazla biz de eğlendik.Güzel bir organizasyon yapmış belediye. Şişme oyun alanları, mini golf alanları,rodeo similatörü, oyunlar, yarışmalar, müzik, sumo güreşleri...Biz oradan kahkahalarla ayrıldık ayrılmasına ama hala çektiğimiz video görüntüleriyle karınlarımız ağrıyasıya dek gülüyoruz.Neden mi? Çünkü ben ve kızım sumo güreşçisi olduk:)) Önce kızımı zor razı ettim. Anne çok çılgınsın dedi ama güreşten sonra geçirdiğimiz dakikalar kahkahadan öteydi.Bak dedim ne güzel bir anımız oldu, hiç unutmayız artık. Vallahi de hala çatlıyoruz gülmekten.Ne garip, ne zor şeymiş bu şekilde güreşmek.Düşünce kalkamıyorsunuz yerinizden, mümkün değil. Tabi bu arada oğluş da tüm oyunların keyfini çıkardı, çok mutluydu.Evet-hayır yarışmasına katılmak istedi ama sıra gelmedi. Yine de yarışmayı izlerken mutlu oldu. Babamız kaleye gol atma kısmıyla ilgilendi, tabi bir de kızıma sumo güreşi sırasında kenardan taktikler verdi,elinde makinayla: Çelme tak, annenin üstüne yürü gibi sözler sarfetti. Bunları söylerken de sesi çok eğlenerek çıkıyordu...

Bizimki doğuştan golfçüymüş de haberimiz yokmuş...



Oğluş, çok keyif aldı,O'nu izlemekten de biz...


Mavi başlıklı olan, kızım....


Bu kırmızı başlıklı olan da ben, çok komiğim değil mi?Gülebilirsiniz, izin verdim:)

İşte böyle yere devrilince asla kalkamıyorsunuz, ben de kızım gibi düştüm ama tüm görüntüleri koyamıyorum..Keşke video olarak koyabilseydim..



Salı, Nisan 18, 2006

İkisi de işini yapıyor ama...

Geçtiğimiz hafta oğlumu devlet hastanesinin polikliniklerinden birine götürdüm, genel kontrol amaçlı.Beslenme problemimiz olduğu için gelişiminde herhangibir yavaşlama, durgunluk var mı öğrenmek istedim.Daha önceki deneyimlerimizden dolayı nasıl bir muamele görüceğimizden endişeliydim!Genelde hiçbir ilgi alaka olmadan bir vitaminle yollarlardı çoğunlukla.Bir de zoraki bu mesleği yaptırıyorlarmışcasına bir tafra, bir soğukluk olurdu birçok doktorda.Neyse, numaramızı aldık, muayeneye girdik. Şok geçirdim, bir tatlı dilli, güleryüzlü, çocuklarla nasıl konuşulacağını bilen dünya tatlısı doktor hanım:)) Nasılda ilgili, şakacı sevecen konuşmaları vardı.Şikayetimizi sordu, sadece kontrol amaçlı geldiğimizi söyledim, birçok kan tahlili ve idrar tahlili yazdı. Kan tahlili sırasında yine kan alan bayan çok şeker ve tatlı dilliydi,oğlum hiç ağlamadı, sadece idrar tahlili için zorlandık, o bardağa yapmak istemedi, bir süre sonra anladı ki başka türlü olmuycak bir iki damla yapıyım bari dedi.Sonuçları o gün alamadık bu hafta doktora gösterelim dedik.Ben yine aynı tatlı doktorla karşılaşacağımızı düşünmüş ve içim rahat bir şekilde muayene odasına girdim.Ama doktor farklıydı ve öncekinin tam aksiydi.Bir soğuk, bir soğuk ki ağzından laflar zoraki çıkıyor.
Şimdi benim anlamadığım, ikisi de aynı işi yapıyor, ikisi de aynı ortamda çalışıyor ama aradaki bu fark nedir ki?Hep şikayet ederler çalıştıkları ortamdan ama aynı ortamda çalışan iki kişi bu söylediklerini çürütüyor işte! Oysa olay bence şudur: Biri işini severek yapıyor, insan sevgisi var herşeyden önce.Ve sahip olduğu sıfata, diplomaya layık olmaya çalışıyor, bir diğeri sadece kendini düşünüyor, mesleğine, insanlara en ufak bir sevgi duymuyor.Duysaydı böyle olmazdı...Sonuçta o işi zorla yaptırmıyorlar herhalde.
İlk doktorumuzu takdir ediyor ve böyle doktorların daha çok olmasını diliyorum.Sonuçta oradan ilk gün pozitif bir şekilde ayrıldım ve hafızamda o tatlı dil kaldı. Peki ya diğer doktordan sonra?

Pazartesi, Nisan 17, 2006

Bloglar Kapanmasın...



Geçtiğimiz hafta çok yoğun bir hafta oldu benim için. Bu yüzden bloglardan uzak kalmış, yeni bir post ekleyememiştim.Cumartesi günü blogları dolaşmaya başlayınca şok oldum resmen.Bir gazetecilik!!! anlayışıyla sarsılan blog dünyası. Ve tek tek kapanan bloglar.Age35 inde dediği gibi bir susukunluk, durgunluk, Sanki yas havası var.Olmadı bu hem de hiç. Birşeyler yapmalı, giden arkadaşlar da geri dönmeli çok üzgünüm ben ...O'nlar dönene kadar siyah kurdele mi koymalı blog sayfalarımıza, ne dersiniz...

Kurdeleye gerek kalmadı, çünkü yeniden blogda arkadaşlarımız:)) Az önce gördüm ve eklemek istedim:)

Pazartesi, Nisan 10, 2006

Pat diye veda etmiş...

Bugün mousemla O'nu tıkladım her gün yaptığım gibi. Bakalım yine neler yazmıştı, sarmacı güzeli:) Tüm pozitif enerjisiyle, bıcır bıcır, neşe dolu yazan güzel kızımız bize veda etmiş, pat diye ! Önce okuduklarıma inanamadım, şaka yapıyordur dedim, hemen yorum kısmına gitti elim ama yorum kısmını da kapatmıştı. Garip bir hüzün hissettim. Ya arkadaşlar, sizi bilmem ama ben ağlamaktan beter oldum, çok alışmıştım ben Banu cuğumuza..Ne bileyim yazılarını okuyunca, daha bir pozitif olurdum ben başlayan güne karşı.Çok özleyeceğim seni şeker kız, hem de çok.Belki okursun yazdıklarımı, bari arasıra yorumlarımızda göster o sevecenliğini olur mu????

Cuma, Nisan 07, 2006

Eyvah! sobeler birikti..

Uzun zaman oldu aslıberry beni daha büyük çocuklara sahip olduğum için neler paylaştığımız, neleri geçirdiğimiz konusunda sobelemişti, bir de annelogun sobesi oldu, arkası gelmeden, iyice birikmeden yapayım ödevlerimi artık dedim...


Önce aslıberry ye cevaplarım:

Kızım şu an 15 yaşında ve bir ergenle uğraşmanın zorluğunu ama bir o kadar da keyfini yaşıyorum.Benim ona kitap okuma faslım kısa sürdü çünkü kızım 4 yaşında okumayı sökmüştü.Öyle bir hevesle okuyordu ki ben de bu hevesini kırmamak adına artık ona kendim okumayı bıraktım. Çoğunlukla onunla evcilik oynardık biz.Bir de ellerle yapılan şu hızlı hızlı hareketler vardır onu çok yapardık, parklara giderdik, uzun asma yayalar için hazırlanmış olan köprülere bayılırdı ve yolumuz üstünde olmasa bile mutlaka o köprülere çıkardık.Ya iyiki sobelenmişim bak yeniden hatırladım o günleri:) ben de çocuktum, beraber büyüdük kızımla, aslında daha birçok çılgın oyun oynadık ama şimdi yazmıyım ben onları benim de ne kadar çocuk ruhlu olduğum ortaya çıkacak:)
Şimdilerde ise kızımla müzik konusunda, kıyafetler konusunda, saç modeli, takılar,arkadaşlıklar konusunda sohbetlerimiz oluyor. Hani bazen bir kıyafet ya da saç şekli konusunda birine danışmak istersiniz ya işte danışmanım oluyor, ben de onun:)Anlaştıklarımız da var zıt düşüncelerimiz de. Yani o şimdi ayrı bir karakter, ayrı bir birey olma yolunda.Çocuğu henüz küçük olan annelere sesleniyorum.Bu çok garip bir duygu. Şimdiye kadar sizin yanınızda, size bağımlı olan çocuğunuz yavaş yavaş kendi dünyasını, karakterini yaratmaya başlıyor.Bir tarzı oluyor, size benzer yanları olsa da olmasa da.Karşı çıktıklarınız, katılmadıklarınız olunca bocalıyorsunuz o farklı biri anlayış göstermem gerek diyorsunuz ama bazen sabrınız taşıyor istemeseniz de.Zor bir dönem. Üstelik arkasından 8 yıl sonra gelen bir de oğlum var ve bu dönemi yine tecrübe kazanmış gibi atlatmıyacağım, çünkü o da farklı olacak...Şimdiler de oğlum kitap okumayı, sokakta oyun oynamayı, basketi, dinazorları, hayvanları çok seviyor.Bakalım onun ergenliğinde neler yaşıyacağız.Allah her ikisine de sağlıklı ve mutlu bir ömür versin başka birşey diyemiyorum.Nasıl mutlu olucaklarsa öyle olsunlar, hayatı hep sevsinler, azimli olsunlar bu yeter....

Şimdi de annelog a cevaplarım:

Einstein kimi sobelemiş:
Newton olmasa gerek çünkü bir şaşırtmaca var gibi geldi, o saklanmamış deniyor şüpheler ona çekiliyor MU acaba?


Takip ettiğim dergi:
Tempo,.

Günlük okuduğum gazete:
Hürriyet, Posta bazen Milliyet

En yaramaz çocukluk anım:
Yaramaz olmadığımı söylerler. Sadece evimiz dışında hiçbir yerde yatılı kalmak istemez, ev halkını o yüzden çok üzermişim.Hala da hep evimde uyumak isterim neresi olursa olsun rahat edemem.

Televizyon yapımcısı olsam yapmak isteyeceğim program:
Çocuklara kağıt katlama sanatıyla ilgili bir program yapardım. Şahsen ben çocukluğumdan beri bayılırım ve çocuklarıma böyle birsürü şeyler yaparım, misafir çocukların da çok ilgisini çeker imkansız şeyler başarılmış gibi hissedip eserleriyle evlerine giderler. Ha bir de bloglarla ilgili bir program olabilir yani:)hehe

İşte bu kadaaar ödevlerimi kontrol edebilirsiniz:))

Salı, Nisan 04, 2006

Ailecek krizdeyiz..Tatlı krizi ve tembel pastası...




Bize bi haller oldu, ben bir pastane işletmecisine dönüştüm, ev halkı da doymak bilmeyen müşterilerime.Allahım son bir haftadır inanılmaz tatlı, pasta, kurabiye tüketiyoruz.Yemek yapmaktan önce bugün hangi pastayı, hangi tatlıyı hazırlasam diye düşünür oldum.Kalorimize kalori katıyoruz ama evde babamız hariç hepimiz yediğimizi inkar ediyoruz, gerçi ben de aldım bir iki kilo da çocuklar hala zayıflık abidesi.Bilmiyorum bu tatlı krizleri bitene dek ne halde olucaz, dilerim obez bir aile yaratmıyorumdur şu an.(Oğluma gerekiyor aslında)Neyse efendim hergün fırın çalışmasın değil mi ama, biraz da fırınsız tembel pastası yapayım dedim ve yine 1 saat içinde yerinde yeller esti.Daha önceki tarihlerde çektiğim fotoğraflarını koyuyorum.Mutlaka deneyin derim çok hafif ve kolay hazırlanan bir tarif.

1 adet iki veya üç katlı sade pasta altı
1 paket krem şanti
1 paket çikolatalı biskrem bisküvi
süt
Çok az şekerli,istenirse granül kahveli su.

Krem şantiyi tarifindeki gibi hazırlıyoruz, ayrı bir yerde biskremlerimizi toz şeker kıvamına gelinceye dek rondoda karıştırıyoruz.Sonra bu biskrem tozunu krem şantimize kaşıkla yediriyoruz ve kenarda bekletiyoruz.Bu sırada pasta altımızın tabanını şekerli suyla ya da neskafeli şekerli suyla ıslatıyoruz.Arasına beklettiğimiz biskremli şantiyi sürüyoruz(Bu krema harika, kaşık kaşık yedim bu arada)sonra pastabanın üstünü kapatıp aynı işlemi tekrar ediyoruz.Üstü tamamen kremayla kaplanıyor. Tavsiyem bir iki saat bekletilip yenmesi ama siz dayanamayıp hemen de yiyebilirsiniz:))