<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=19222129&amp;blogName=Zeynep%27in+G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fzeynogun.blogspot.com%2Fsearch&amp;blogLocale=tr_TR&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fzeynogun.blogspot.com%2F" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>

Zeynepce.Com Zeynep'in Günlüğü

Paylaşacak dostlarınız yoksa, iyi şeylere sahip olmanın zevki yoktur.

Cumartesi, Aralık 30, 2006

Daha yazacaklarım bitmedi...

Okudum...

Son günlerde hep okudum...

Geçmişte yazdığım tüm yazıları...

Yorumlarınızı:))....

Son yazım için yorum yeri bırakmamış olduğum halde, bir yolunu bulup, bana yorumlarla, mailllerle ulaşan tüm yazılarınızı...:))

Geçmişteki yazılarımı okudukça duygulandım, anlattığım günlere gittim, kah yüzümde bir gülümseme, kah burukluk....

Bu blogu yaparken, yazdıkça, ileride çocuklarıma bırakabileceğim bir anılarımız kitabı olacağını düşünüyordum...Ben artık yanlarında olmayacağım zaman bile, annelerini yanlarındaymış gibi hissetmek istedikleri her an bu blogu okuyabilecekler, belki de ihtiyaçları olduğunda onlara bu yolla güç verebilecektim....
Beni ve duygularımı, kimi konularda düşündüklerimi, tepkilerimi büyüyünce daha iyi anlayabileceklerdi.Çünkü zaman, bazı duyguları yaşadığınız andaki gibi yoğun bırakmıyordu.....Sonradan anlatıldığında bu kadar etkili olamayabilirlerdi....Ya da başka bir ağızdan...

Ve bir amaç daha vardı tabi, bilgi olsun, fikir olsun, hobi olsun, toplumda tepki verilmesi gereken,yanlış olduğunu ya da çok doğru olduğunu düşündüğüm konularda başkalarıyla paylaşım içinde olmak...
Daha çok düşünce, daha çok yaşam, daha çok davranış şekillerini görerek, hayatı daha iyi anlayabilmekti....

Ve ne yaptım??

Gerçekten bunaldığımı, yorulduğumu hissettiğim bir anda pes dedim, benden bu kadar....

Yarım kalmış bir öykü gibi oldu...
Mücadeleyi bırakmış olduğumu hissettiren bir bırakış oldu.

Oysa çocuklarıma söylediğim söz her zaman: "asla umudunuzu yitirmeyin, mücadeleyi bırakmayın" dı.. Kendim niye unutmuştum ki...

Üstelik en önemlisi dostluk, arkadaşlık, kardeşlik gibi duygular da hakim olmuştu artık yorumcularımla...
Sevdim ben blog yapmayı, blog arkadaşlığını...
Sevgili Annelogun iki meleği,Aslıberry nin Yaman ı, Sardunya nın Aktrist i ve Minik Kaplumbağası, Sevilay ın Samet i, Asortik in Çağıl ı, Nilly nin yeni dünyaya gelen teyzoşu,Renkler in daha doğumgününü yeni kutladığımız oğluşu,Akçahan ın melekleri, Age35 in Mercimek i,Nimet in Nazan ı,Biyonikin Zeytini ve Maviş i,hepsi, hepsi kendi çocuklarım gibi merak ettiğim, hastalandıklarında üzüldüğüm, güzel bir şey yaptıklarında sevindiğim çocuklar değil miydi???

Erdil Baba nın, her konuda bilinçliliği, hayvan sevgisini, doğa sevgisini,örnek alınası hallerini, hele bilgisayar konusunda bizleri bile nasıl solladığını, Süleyman ın türkçe öğrenme azmini, Ayda nın güzel yazılarını, şiirlerini, Gulfi nin tatlı annesini, teyzesini, işini ne kadar sevdiğini:), candanlığını,dövülesi kapıcılarını,Gamzeli nin sevecenliğini, düğün tarihini,Baver in bilgi birikimini, kelime dağarcığının zenginliğini,nargilesini, akvaryum temizliğinde ustalığını, dikkatliliğini,Oya Hanım ın kedilerini, yemeklerini, müthiş bir organizasyona (fındık projesi)önayak olmasını,Kuguunun anketlerini:), Yaz ın duygusallığını, yaz mevsimini çokk sevmesini, Sevilay ın mükemmel ailesini, tertemiz kalbini,photo shoplarını,Renkler in gerçekten renkli dünyasını, aslında psikolog olmak istediğini, mantı sevgisini,Asortik in bahçesini, resime ve sanata düşkünlüğünü, çok duyarlı bir organizasyonda (mavi Kuş)etkin olmasını,sınıf başkanlığını ve öğretmene verdikleri hediyeyi,Banuşumun tertemiz kalbini, şirinliğini, çalışkanlığını,içtenliğini,Büsküütün ayakkabılarını, dumdumunu, makyaj malzemelerini,çok hoş yazılarını, Tarçının, Portakal Ağacının, Pastacının mükemmel tariflerini......Daha... daha....

Bir çırpıda yok sayabilir miydim?
Ama o zaman, zaten bu BEN olmazdım......

Ben kendimi bildim bileli, duygu ve düşüncelerimi yazarak ifade etmeyi seven biriyim.Yazmak benim için; yokluğunda hiç bir şeyin, yerini dolduramayacağı bir kavram.Yıllardır günlük de tutuyordum, hiç vazgeçmedim.ve benim için "yangında ilk kurtarılacaklar" listesinin başında yer alıyorlar.Yazılmayan her konu zamanla kendini unutturabiliyor,oysa yazı, sonsuza dek kalabiliyor.Yazmayı sevmemin bir nedeni de bu belki, sonsuz olması..

Ama sebep ne olursa olsun, emin olduğum birşey var, yazmak bana iyi geliyor, kendimi iyi hissettiriyor. Yazdıkça ben yeniden doğuyorum, abarttım sanmayın, öyle...O halde yapmam gerekeni yapmalıyım ben...........

Kapatmıyorum,
yazmaya= yaşamaya, eleştirmeye, araştırmaya, öğrenmeye,
TEPKİ VERMEYE, anlatmaya, paylaşmaya devam diyorum yeniden...


Yazıyorum, öyleyse varım....

Son olarak 2006 yılına söylemek istediğim şeyler var:

Sen 2006!!

Daha ilk gününden acı haberle geldin bize..

Ardı arkası kesilmedi, sevdiklerimizin kayıpları hiç bu yıl kadar çok olmamıştı...

İşlerimiz hiç yolunda gitmedi, yeni iş çabalarımızın önünde hep bir set kurdun.Çabaladıkça yok saydın bu çabaları.

Sen, bana ve aileme zor, yok yok çok zor günler yaşattın.Bizi o kadar acımasız hırpaladın ki, üzdün bizi, kırdın, yıkmaya, yok etmeye çalıştın.

Söyler misin seni nasıl iyi anarım?

Elbette güzel şeyler de yaşadık ama bu günler sadece içimizde büyüttüğümüz sevgi ve bağlılık sayesindeydi, senin yıkıcı, acımasız çabaların işe yaramadı bak.Gel gitmeden, barışalım, güzel duygularla vedalaşalım diyeceğim ama sen hala aynı kafadasın.
İşte bu yüzden, gittiğine seviniyorum, bilesin....

Elinden geleni ardına koymadın ama biz yıkılmadık, ayaktayız....

Unuttuğun ya da hesaba katmadığın birşey vardı 2006, biz birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için varız...
Ben, ne yaşarsak yaşayalım, birbirine bağlı, birbirine sevgi duyan bir aileye sahibim, canıma değsin, biz kazanacağız.......Güle güle....

Ve 2007:

Dilerim sen 2006 yı aratma bize. Yalnız bana ve aileme değil, tüm dünyaya güzel günler getir olur mu?
Herkesin bayramını ve yeni yılını kutluyor, yeni yılın hepimize sağlık, mutluluk, huzur getirmesini istiyorum..

Haydi 2007!! top sende artık...

....................................................Kendinize iyi davranın.....................................................

Salı, Aralık 19, 2006

Son...

Hoşçakalın arkadaşlar, sona ermesi gerekiyordu, hepinizi tanıdığım için mutluyum.........Kendinize iyi davranın........

Cuma, Aralık 15, 2006

Muhteşem bir gösteri, mutlaka izleyin...

Gerçekten çok beğendim, buradan izleyebilirsiniz


Bir Türk gencinin Fransız televizyonlarında yaptığı bir gösteriymiş:))

Pazartesi, Aralık 11, 2006

Bakalım bilebilecek misiniz....








Fotoğraftakiler nedir sizce? Bu fotoğrafları kızım çekmiş ve ben ne olduğunu anlayamamıştım, ta ki bütünü görünceye dek.Bakalım siz bulabilecek misiniz?

Çarşamba, Aralık 06, 2006

Kestane kebap, yemesi sevap....


Kış geldi mi kestane kokusu gelir biryerlerden burnunuza...Sonra???
Kestaneler bıçakla yanlarından çizilir ve közlematik'e yerleştirilir

Ocağın başında sabırsız bekleyişler...

Eh, pişmeye başladılar diye geçirilir akıldan...

Artık servis yapalım değil mi, kokusu yayıldı ...


Veee, çocuklarınıza özel sipariş, soyulmuş kestaneeeeee....Başka isteyen var mı:))))

Cuma, Aralık 01, 2006

Artık Yolunu Çizdi:)


Öyleydi, böyleydi derken, kendisini bekleyen önemli kararı verdi:)

Bu kararı verirken O'nu etkilemeye çalışmadım, sadece oturup konuştuğumuzda, mutlu olacağı, seveceği bir dalda eğitim görmesini;gerilerek, sıkılarak okuyunca bunu bir yük ya da eziyet olarak göreceğini ve bıkkınlık yaşayacağını, mesleğini de sevmeden yapacağını anlattım.Ama ilgi duyduğu alanda eğitim alırsa ve kendini geliştirirse bu sayede ileride daha huzurlu ve mutlu bir iş yaşamı olacağını söyledim.Tabi ki seçeceği mesleğin günümüz şartlarında ne kadar gündemde ya da gerekli bir meslek olup olmayacağını da düşündüm. Görünenen o ki, yaşam şartları sayesinde gelecekde daha aranır bir meslek olacak...Üstelik, artık toplumda bu mesleğe bakış açısı iyiye doğru değişmekte...Şimdiye kadar yanlış bir imajı vardı mesleğin:(

Okulda derslerini TM olarak almaya ve PSİKOLOG olaya karar verdi....İnanılmaz okuyor, hızına yetişemiyorum, son bir ayda dersleri hariç, 6 kitap bitirdi, zamansızlıktan zaman yaratıyor....O'nunla hep gurur duydum, hep duyacağım biliyorum..

ŞU ANDAN İTİBAREN, GELECEĞİN EN ÖNEMLİ PSİKOLOĞUNUN ANNESİ OLARAK YAZIYORUM. ÖNÜNE BİR HEDEF KOYDUYSA BAŞARACAKTIR, HEM DE EN İYİ ŞEKİLDE......

Randevuları şimdiden ayarlamak mı lazım ne?