Karadutum, çatalkaram, çingenem..
Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.
...Bedri Rahmi, siiri okurken aniden gözlerinden yaslar süzüldü.Salondaki herkes niye agladigini anlamisti; tabiiherkesten çok, hemen yani basindaki karisi Eren Eyüboglu...
Çünkü siirde "kadinim, kisragim, karimsin" dedigi kadin, karisi degildi.Bu siiri 3 yil önce, bir baska kadin için yazmisti:
Mari Gerekmezyan..."Kara sapli biçak gibi"Mari, Bedri Rahmi'nin asistanlik yaptigi GüzelSanatlar Akademisi'nin heykel bölümüne misafir ögrenci olarak gelmisti.O dönem askerligini yapmakta olan sair - ressamin sinesine, "kara sapli bir biçak gibi" saplanmisti.Mari, Bedri Rahmi'nin bir büstünü yapmisti. BedriRahmi bu büstü, Mari'nin çesit çesit portresiyle veona yazilmis siirlerle yanitlamisti.Artik asklarindan bütün Istanbul haberdardi. BedriRahmi, sanatinda tam bir patlama yasiyor, ErenEyüboglu ise sabirla esinin kendisine dönmesini bekliyordu.
Yorgun yürek "Karadut", 1946'da menenjit tüberküloz kapti.Iyilesebilmesi için antibiyotik lazimdi. Savas yeni bitmisti ve ilaç ates pahasiydi.Bedri Rahmi, genç sevgilisine ilaç alabilmek içintablolarini elden çikarmaya basladi. Ancak bu çabalar da sonuçvermedi ve o yil Istanbul Alman Hastanesi'nden Mari Gerekmezyan'in ölüm haberi geldi.Bedri Rahmi yikilmisti.Sevgilisini sonsuzluga ugurladiktan sonra keder içinde evedöndügünde kendisini teselli eden, yine esi Eren olacakti.O dönem içkiye basladi ünlü sair...Asagidaki siir, o dönemin ürünüdür:
"Türküler bitti
Halaylar durdu
Horonlar durdu
Hüzün geldi bas köseye kuruldu
Yoruldu yüregim, yoruldu."
Eren Eyüboglu, esinin bu zor dönemi atlatmasina yardimcioldu. Onu yeniden sanatiyla bulusturmak için çabaladi.Basardigini saniyordu.Ta ki Büyük Kulüp'teki o geceye kadar...
"Karadut"u okurken, Bedri Rahmi'nin yanaklarindansüzülen gözyaslari, sevda yarasinin hâlâ kapanmadiginin kanitiydi.Bunun üzerine Eren, bir süre Paris'te yasamayakarar verdi. Oradan esine yazdigi bir mektupta "o gece"yi hatirlatti:
4 Ocak 1950 - PARiS"Canuskam,Kulüpte bir gece, siir okumustun, hani! Hatirladin mi?Gözlerinden, birden yaslar döküldügünü görünce içiminkarardigini hissetmistim. Sesin, nasil titremisti.Hey! Bütün bunlari hatirliyor musun? Sankibögrüme, kizgin bir ütü yapmismis gibi olmustum. O gece...Senin seneler sonra bile olsa yanıp
tutustugunu anlamistim! Bedri'nin ruhuna, insan üstübir gücün aciyip, ona güç vermesi için dua etmistim.Ruhunun çektigi acilari Allah dindirsin. Allah sana resim yapma sevinci versin ve bizim yanimizda yasamaktan, mutluluk duyabilmeni saglasin.Eren.
Bu dualar ise yaradi.Bedri Rahmi, 11 yasindaki ogluyla esine döndü.1974'teki ölümüne kadar geçen çeyrek asri, ayni evde çalisip üreterek, diz dize birlikte tükettiler.Öldügü gün, esi Eren cenazeden dönüste, 35 yasina gelmis oglunu karsisina oturttu.
"Babani ugurladik" dedi, "Ama sunu bilmeni istiyorum ki,ona çok kirildim. Yasadigi iliskiyi unutmadim. Hiçbir kadinasagilanmayi kabul etmez. Buna katlandimsa, bil ki, sadecesenin hayatin kararmasin diyedir."
Bu şiiri çocukluğumdan beri çok severim ben nedense. Bugüne kadar da hep karısı için yazmış olduğunu düşünmüştüm. Hikaye ne kadar doğru bilmiyorum ama şaşırdım, sanki bir hayalim yok oldu gibi hissettim. Yanlış anlaşılmasın, Bedri Rahmi yi kesinlikle yargılamıyorum.Şiirlerine duyduğum sevgi, ona da saygı duymamı sağlıyor. ben hala ona duyduğum sevgi ve saygıdan birşey kaybetmedim. Zaten, insanların yaşadıklarına, dışarıdan önyargılı bir şekilde atıp tutmak bana göre değil.
Sonuçta ne yaşamış olursa olsun, öyle derin yaşamış ve bunu öyle içten dile getirmiş ki, yargılamak, eleştirmek ne haddimize....




<$BSevgili Zeynep,bu hikayeyi bilmiyordum ve sayende öğrendiğime çok memnun oldum.Teşekkür ederim.Güzel günler seninle olsun.> <$B